Thursday, August 6, 2009

Tarsus'ta Yürürken (29)

Tarsus'ta Yürürken
Tarsus, Mersin'in ilçesi, ama, yüzbinlerce kişinin yaşadığı bir şehir. Tarsus'ta, çok yürümüştüm!
hatta, çocukluğumda, tüm Tarsus'un çevresinde yürürken, Tarsus'un tarihsel, doğal özelliklerini de, iyice öğrenmiştim. kâh bir meyva bahçesinin, kâh bir pamuk tarlasının, kâh bir baraj gölü'nün, kâh bir şelâle'nin, kâh bir çam parkı'nın, kâh bir ırmak kıyısının, kâh eski bir Roma kalıntısı yapı'nın, kâh bir Ermeni yapısı'nın, kâh Atatürk'ün yaptırdığı bir okul binâsı'nın çevresinde, yürüdükçe yürümekteydim.
1979'larda, okumayı, yazmayı, Tarsus'ta öğrenmiştim, artık dünya edebiyatı'ndan örnek kitaplar okuyordum. "Sefiller"i, "Romeo ve Juliet"i, "Nutuk"u, "Ana"yı, "Macera"yı, "Baba"yı, "Anadolu Masalları"nı, Samed Behrengi'nin kitaplarını, Tarsus'ta, ilkokul yıllarımda okumuştum. basın'ı izlemeyi de, ilkokul yıllarımda, Tarsus'ta öğrenmiştim, "Cumhuriyet"i, "Aydınlık"ı, "Politika"yı, "Demokrat"ı, "Tercüman"ı, "Milliyet"i, "Son Havadis"i, ilkokul yıllarımda okurdum.
Tarsus, bir "kültür", bir "tarih", bir "endüstri", bir "tarım" şehri idi!
Tarsus'ta yürümek, Paris'de, ya da bir Latin Amerika şehrinde yürümek gibiydi herhâlde. sonradan, Frunze'nin de Tarsus'a benzediğini keşfetmiştim. Mareşal Frunze, 1920'lerde, Atatürk'ün misafiri olarak, aylarca, cephelerin olduğu şehirlerde kalmıştı, Türkiye'de. Tarsus'a da geldi mi, bilmiyorum, herhâlde gelmiş, çevre illere uğradığını hatırlıyorum.
Tarsus'a gelmiş biri de, 1940'larda, Yazar Sabahattin Âli, bir hafta kalmış Tarsus'ta!
Atatürk, Tarsus'a çok gelmiş, Millî Kurtuluş Savaşı yıllarında, Tarsus'ta, fabrikatör Rasim Dokur'a, Sadık Eliyeşil'e -aile dostumuz!- misafir olmuş, Eliyeşil'in bahçesinde Lâtife Hanım'la birlikte fotoğrafları var.
Atatürk, Tarsus'u, modern endüstri merkezlerinden biri yapmıştı, ama, tarımsal üretimi de sürekli teşvik etmekteydi, Tarsus'ta.
Tarsus'ta, yıllarca yürümüştüm.
1980 12 Eylül Darbesi'nde, Tarsus'taydım, bir süre yürüyememiştim, sokaklarda yürümek yasaklanmıştı. bu yüzden, okumayı alışkanlık edindim, 1980'ler sonrasında, sokaklar, uzun süre, "sıkıyönetim" ile ya da "olağanüstü yasalar" ile yönetilmiş, okul'daki derslerde, ortaokul, lise yıllarımda, bilgilerimi çoğaltmıştım.
matematik, fizik, kimya, biyoloji bilimlerini öğrenmekten hoşlanmıştım bu sürede, sürekli problemler çözmekten, denklem formüle etmekten, geometrik biçimleri çizmekten, dünya'yı bir fizik dünya olarak algılamaktan hoşlandığım yıllar!
bu sürede, çok yürümüştüm, Darbe'den bir süre sonra.
1982'de Anayasa Referândumu ile, biraz daha serbest bir rejim'de yaşamaya başlamıştık.
1983'deki seçimler ile, Türk Siyaseti'nde, "demokrasi rejimi" gündeme gelmiş, "şiddet"in olmadığı bir siyaset rejimi, halk tarafından kabûl edilmişti.
Özal, İnönü, Gürkan, Calp, Sunalp gibi liderler, 1987'ye kadar, Türkiye'yi yönetmişlerdi, Kenan Evren'in Cumhurbaşkanlığı'nda, Uğur Mumcu, İlhan Selçuk, Aziz Nesin gibi bazı yazarlar da, bu yönetim'e katkıda bulunmuşlardı.
Tarsus, bir Roma şehri idi, hâlâ!
ben de, İtalyan edebiyatı eserlerini okumaktaydım. İtalya ile ilgili ne varsa okumak istiyordum, bu yıllarda. yürüyüşlerimde, Tarsus'un çeşitli yerlerinde dinlenirken, İtalya Tarihi'ni düşünmekteydim, İtalyanlar'ın, Tarsus'a kadar neden geldiklerini de sormaktaydım.
Tarsus'ta, Rusya'yı, Sovyet Tarihi'ni, Mikhail Gorbachev Akımı'nı da okumaktaydım, izlemekteydim, 1987'lerde, artık, daha da ciddî bir siyasî tarihçi olmuştum.
Tarsus'da yürürken, Süleyman Demirel'i, Ecevit'i, Behice Boran'ı, Türkeş'i de tartışırdım, tarihimiz açısından yerlerini, anlamlarını, fayda ya da zararlarını. darbeler, ihtilâller uzmanı olmuştum, ama, "çok partili demokratik rejim"in Türkiye'deki unsurlarının da uzmanı olmuştum. bazıları, "Demirelci" bilirdi beni, bazıları "Ecevitçi", bazıları da "TKP'ci". ama, aslında, Tarsus Halkı'nın daha iyi koşullarda yaşamasını istiyordum, gençliğimin heyecânları ile, şiirler de yazmıştım, Tarsus'ta, denemeler de.
Atatürk'ün Tarsus'a kattıklarını, hâlâ hiç kimse tanımlayamıyor.
Tarsus, Tarsus olarak var idiyse, 1920'lerden 1945'lere, Atatürk'ün, İsmet İnönü'nün, Celâl Bayar'ın, Tarsus'a yaptıkları katkıları, verdikleri değeri, Tarsus'u düşünüp gerçekleştirdiklerini unutmak mümkün değildir. elbette, artık, Tarsus, 1980'lerdeki, hatta 1990'lardaki Tarsus değildir. endüstri iflâs etti, Tarsus'ta, tarımsal üretim azaldı, okullaşma azaldı.
ama, Tarsus, hâlâ, bir tarih'i bugün'e getirmektedir.
Tarsus'ta yürürken, atalarımızın Tarsus'a sadâkatlerini anmadan yapamayız. Tarsus'un karakterinde, sadâkat vardır, Roma Valisi Cicero'nun yazdıklarındaki gibi. sonra, uzun asırlar, Tarsus'u Türkmen Ramazanoğlu Beyliği yönetmiş. Osmanlılar, çok sonra Tarsus'u almışlar. uzun bir süre de, Ermeniler, Tarsus'u yönetmişler. Tarsus'un tarihsel yöneticileri, birbirinden farklı çevreler, yöneticiler, hatta devletler olmuştur.
belki, Tarsus'ta bu kadar uzun süre kalmamın, yürüyüşlerimin bir nedeni de bu.
Tarsus'un geleceğinde, Tarsus'un geçmişi, koşullayıcıdır.
SİNAN ÖNER

No comments:

Post a Comment