Wednesday, August 5, 2009

Tekirdağ'da Yürürken (26)

Tekirdağ'da Yürürken
Tekirdağ'da yürümeyi, 1989'lardan beri alışkanlık edinmiştim! Tekirdağ'daki çevremin de, Tekirdağ kıyılarında yürüme alışkanlığı olduğu için, bir sorun yaşamamıştım.
Tekirdağ Rakı Fabrikası'nın olduğu cadde, Tekirdağ'ın ötesindeki süpermarketlere kadar gider. bu cadde, sürekli yürüdüğüm, çevresinde dinlendiğim bir cadde, Tekirdağ ile Malkara'yı, Şarköy'ü birbirine bağlayan bir yol.
Tekirdağ'ın kıyıları, insan'a düşünme sürecinde, daha gerçekçi, ama, daha şiirsel olmayı öğretiyor. Tekirdağ, Voltaire'ın "Candide"inde, Candide'in uğradığı şehirlerden biridir, asırlar önce de, Tekirdağ'da yürümek, iyi bir alışkanlıkmış.
Macar Prensi Rakoczi de, bir ayaklanma sonrası, Tekirdağ'a sürgün edilmiş, Rakoczi Müzesi'ne de defâlarca uğramıştım. Prens Rakoczi, büyük bir insanmış, demokratlığı ile, insaniyet'e duyduğu saygı ile, halk sevgisi ile, Macaristan'ın millî bir kahramanı olmuş, yıllarca, Tekirdağ'da yaşamış Prens Rakoczi.
Tekirdağ Rakısı da içmiştim. geçmişteki "kalite"si var mı, bilmiyorum, yıllardır içmiyorum, ilk Tekirdağ Gezileri'mde, rakı içerdim, sonra bıraktım içmeyi.
Tekirdağ'ın yemekleri, hassas insanlarının ürettiği ürünleri, köylerinin şehre getirdikleri, yürüyüşlerimde bana refâkat ederdi.
29 Mart 2009 Seçimleri'nde, seçim sonrası ilk gün, Tekirdağ'da idim, CHP'nin Tekirdağ'da seçimleri kazanmasını, mütevâzi bir sofrada kutlamıştım. gece, Çanakkale, Eceabat'ta geçmiş, ertesi gün de, öğle yemeğini Tekirdağ'da yemiştim. daha sonra, Tekirdağ Marinası'nda, dinlendim, yıllarca Türk Kahvesi içtiğim kahvehanede.
Tekirdağ'da, Adliye, Hastahane, Kültür Merkezi, Belediye gibi kurumların olduğu caddeleri de gezmiştim, sokaklarda gezinmiş, Tekirdağ'ın eski semtlerinde yürümüştüm.
Trakya'nın tarihsel merkezi Tekirdağ'da daha uzun süre de yaşamak, belki iyi olur idi. ama, yılda üç dört kez gezmekle yetiniyorum, Tekirdağ'ı. geçerken de, Çorlu'ya, Marmara Ereğli'ye, Kumbağ'a, Silivri'ye, Muratlı'ya rastlıyorum. köyleri izliyorum, kıyıları seyrediyorum.
Tekirdağ'lı yurttaşlarımı, Macar Prensi Rakoczi gibi, biraz da sürgünlermiş gibi anlıyorum.
SİNAN ÖNER

No comments:

Post a Comment