Frunze'de yürümek, bir "keşfetme" duyuşu ile gerçekleşiyor. hiç yürümediğim bir sokak'ta, neden burada olduğumu da soruyorum ama, Frunze'nin nasıl bir tarih'ten geldiğini de merâk ediyorum. Frunze gibi, çok genç bir şehir'de, bir Tarihçi'nin ne kadar Tarihçi olacağını da sormuştum! hatta, 1830'larda kurulmuş Frunze'nin, bir Tarihçi olmam yönünde değil de, bir Şâir ya da bir Romancı olmam yönünde, beni teşvik edeceğini hissetmekteydim.
belki, farklı bir tarihsel süreç yaşıyor olsaydık, Kırgızistan'da yerleşirdim, bir "devlet dâiresi"nde mesâi yapardım. hatta, Kırgızistan Cumhuriyeti'ne, daha ciddî yararlar getirmek için çaba harcardım!
ama, yürürken, Frunze'nin, "vâde" anlamında, bana, ilk aşamada pek şans vermediğini fark ediyordum. Frunze'de, caddeler geçilirken, tasarılar da değişmektedir. yürürkenki izlenimler, tarihsel bir binânın çevresinde başka izlenimlere dönüşürler.
Kırgızca, Rusça, Kazakça arasındaki "işbirliği", çok ciddî tarihsel kaynaklara sahip!
sokaklarda, caddelerde, "Kiril Alfâbesi" ile yazılmış bir sürü ilânların arasında, Kırgızca ile Rusça ya da Kazakça "kelimeler"i ayrıştırmak da, ilk aşamada mümkün değildir.
"halkların birarada, barış içinde yaşaması" ilkesinin, Sovyetler Birliği'nin Anayasal ilkesinin, Frunze'deki gerçekliğini keşfederken, biraz da "hayret"e kapıldım! demek ki, insan, Asya'da, daha ciddî, daha dinamik ama, daha ilkeli yaşamasını bilmekteydi.
Rus edebiyat eserlerindeki "sosyalleşmiş birey", Frunze'de, gerçek. ama, toplum da, "bireyleşmiş". bireyler, "sosyal" çevrelerin içinde yaşıyorken, toplum, bireysel bir yalnızlığı da yaşıyor. bireyler, sosyalken, sosyal kurumlar, bireyleşmiş.
Frunze'de yürürken, hiç kimse, bana bir özel bir dikkât göstermedi!
bu da, "hayret" nedeniydi, çünkü, Frunze'ye misafir olduğum belliydi, ama, misafirliğimin bir "şaka" olduğunu bana anlatan Kırgızistan yurttaşları da az değildi.
SİNAN ÖNER
About Me
Monday, June 29, 2009
Frunze'de Yürümek (1)
Kırgızistan'ın başkenti Frunze'de yürüyeceğimi, ilkokul yıllarımda Sovyet Kırgız Yazar Cengiz Aytmatov'un romanlarını okurken düşlerdim! Frunze, adını, Sovyet Generali, Atatürk'ün de, Kurtuluş Savaşı yıllarında misafiri olmuş, Mareşal Frunze'den almaktaydı. sonraları, Kırgızistan, 1990'larda "bağımsız" bir devlet olmayı kararlaştırdığında, Frunze'nin öteki adı Bişkek diye ilân edildi.
Bişkek'te, ya da Frunze'de yürümek, Anadolu şehirlerinden birinde yürümekten çok farklı!
binlerce ağacın şehri kapladığı Frunze'de, ağaçların arasında, 1920'lerde, Anadolu'ya, Atatürk'ü desteklemek amacı ile gelmiş Mareşal Frunze'yi anmak, Frunze'nin ziyâretini yanıtlamak, çok ilginç bir deneyimdir.
Mareşal Frunze, Bişkek kentinin kurucusu, Bişkek'te, Ruslar'ın, Kırgızlar'ın, Kazaklar'ın, Özbekler'in, öteki milletlerin, berâberce yaşayacağı bir başkent yaratmış. şehri ağaçlandırmış, Tanrı Dağları'nın kuşattığı bir "ormanşehir" inşâ edilmesine liderlik yapmış.
Frunze'de yürürken, Vladimir Lenin'in, İshak Razzakov'un, Kırgızistan'ın tarihsel karakterlerinin, büyük kadın şahsiyetlerin heykellerine, büstlerine rastladım. Kırgızistan Parlamentosu'nun çevresinde yer almış onlarca heykel, onlarca büst, onlarca tarihsel eser, Frunze şehrine, dünya'nın her yerinden "turist"leri, bilim adamlarını, siyasetçileri dâvet eder gibi, geliyorlar da!
Kırgızistan, Birleşmiş Milletler'in, Dünya Ticâret Örgütü'nün, Bağımsız Devletler Topluluğu'nun, "Şanghay Topluluğu"nun saygın bir üyesi.
Frunze, ya da Bişkek, çevre başkentlerin de sempâtisine sahip!
Taşkent, Alma Ata, Urumchi, Duşanbe gibi büyük yerleşim merkezleri, Frunze'ye sempâtilerini gizlemiyorlar.
Frunze sokaklarında, caddelerinde yürürken, Rus Halkı'nın kıymetli yurttaşları ile selâmlaşmak, Kırgız yurttaşların "doğal" davranışları ile heyecanlanmak, Kazaklar'ın daha "derin anlamlı" bazı davranışlarına şahit olmak, Özbekler'in "hassas" davranışları ile birarada yaşamak, daha da çoğu, mümkün!
öyle de yaşadım.
Kırgızistan'ın doktorları ile, öğretmenleri ile, sürücüleri ile, devlet adamları ile, esnafları ile, Profesörleri ile, işçileri ile, memûrları ile, aynı caddelerde yürürken, Sovyetler Birliği'nin tarihsel gücünü, anlamını, yarattığı atmosferi hissettim!
Frunze'de yürürken, Frunze'de yetişmiş ağaçların da, hayvanların da, öteki "maddî" şahitlerimin de, bana hiç de uzak olmadıklarını, beni çoktan beri dâvet ettiklerini fark ediyordum.
"yürümek" bahsine, Frunze'den başlamakta yarar görüyorum.
SİNAN ÖNER
Bişkek'te, ya da Frunze'de yürümek, Anadolu şehirlerinden birinde yürümekten çok farklı!
binlerce ağacın şehri kapladığı Frunze'de, ağaçların arasında, 1920'lerde, Anadolu'ya, Atatürk'ü desteklemek amacı ile gelmiş Mareşal Frunze'yi anmak, Frunze'nin ziyâretini yanıtlamak, çok ilginç bir deneyimdir.
Mareşal Frunze, Bişkek kentinin kurucusu, Bişkek'te, Ruslar'ın, Kırgızlar'ın, Kazaklar'ın, Özbekler'in, öteki milletlerin, berâberce yaşayacağı bir başkent yaratmış. şehri ağaçlandırmış, Tanrı Dağları'nın kuşattığı bir "ormanşehir" inşâ edilmesine liderlik yapmış.
Frunze'de yürürken, Vladimir Lenin'in, İshak Razzakov'un, Kırgızistan'ın tarihsel karakterlerinin, büyük kadın şahsiyetlerin heykellerine, büstlerine rastladım. Kırgızistan Parlamentosu'nun çevresinde yer almış onlarca heykel, onlarca büst, onlarca tarihsel eser, Frunze şehrine, dünya'nın her yerinden "turist"leri, bilim adamlarını, siyasetçileri dâvet eder gibi, geliyorlar da!
Kırgızistan, Birleşmiş Milletler'in, Dünya Ticâret Örgütü'nün, Bağımsız Devletler Topluluğu'nun, "Şanghay Topluluğu"nun saygın bir üyesi.
Frunze, ya da Bişkek, çevre başkentlerin de sempâtisine sahip!
Taşkent, Alma Ata, Urumchi, Duşanbe gibi büyük yerleşim merkezleri, Frunze'ye sempâtilerini gizlemiyorlar.
Frunze sokaklarında, caddelerinde yürürken, Rus Halkı'nın kıymetli yurttaşları ile selâmlaşmak, Kırgız yurttaşların "doğal" davranışları ile heyecanlanmak, Kazaklar'ın daha "derin anlamlı" bazı davranışlarına şahit olmak, Özbekler'in "hassas" davranışları ile birarada yaşamak, daha da çoğu, mümkün!
öyle de yaşadım.
Kırgızistan'ın doktorları ile, öğretmenleri ile, sürücüleri ile, devlet adamları ile, esnafları ile, Profesörleri ile, işçileri ile, memûrları ile, aynı caddelerde yürürken, Sovyetler Birliği'nin tarihsel gücünü, anlamını, yarattığı atmosferi hissettim!
Frunze'de yürürken, Frunze'de yetişmiş ağaçların da, hayvanların da, öteki "maddî" şahitlerimin de, bana hiç de uzak olmadıklarını, beni çoktan beri dâvet ettiklerini fark ediyordum.
"yürümek" bahsine, Frunze'den başlamakta yarar görüyorum.
SİNAN ÖNER
Subscribe to:
Posts (Atom)