Sunday, July 26, 2009

Sinop'ta Yürürken (14)

Sinop'ta Yürürken
Sinop, Türkiye'nin kuzeyinde, Samsun'a, Kastamonu'ya, Zonguldak'a komşu, tarihsel bir şehir.
Sinop'ta yürürken, Sinop'ta yürümüş tarihsel kişileri düşünmüştüm. meselâ, Sinoplu Diyogen'i! Sinoplu Diyogen, elinde bir mum, Sinop'ta mı yürürmüş, yoksa başka bir Yunan şehrinde mi yürürmüş, bilmiyorum ama, "ne ararsın?" diye soranlara, "adam arıyorum!" dermiş. Sinop, Diyogen gibi bir sürü büyük insan yetiştirmiş, Osmanlılar'ın çok kıymetlendirdiği bir şehirdir.
ben, bir rastlantı ile Sinop'a uğramıştım ama, çocukluğumdan beri Sinop'u merâk ederdim. Sinop Hapishanesi'nde kalmış dostlarımdan biri, usta yazar Kerim Korcan'dı. Kerim Korcan, Türkiye Komünist Partisi üyeliği nedeni ile, 1940'larda, Sinop Hapishanesi'nde kalmıştı, 1940'lardan itibâren, Türk Ceza Kanunu'nun 141, 142. maddeleri -1990'larda kaldırılmışlardı!- nedeni ile "komünist teşkilâtçılık" yasaklanmıştı. Kerim Korcan, romanları, öyküleri, şiirleri ile edebiyat tarihimizde yerini aldı, Sinop Hapishanesi de, Kerim Korcan'ın "Tatar Ramazan", "İdâmlıklar", "Linç" gibi eserleri ile tüm dünya'da okunan bir yer olmuştur. Sinop Hapishanesi'nde kalmış başka usta yazarlar, şâirler de vardır. Mustafa Suphi, Burhan Felek, Sabahâttin Âli, Doktor Hikmet Kıvılcımlı, Nuri Tahir, bu kişilerden bazılarıdır. Sabahâttin Âli, bir sürü şiirini, Sinop Hapishanesi'nde yazmıştı. Sinop Hapishanesi, 2000'lerde, Ecevit Hükümeti tarafından "Sinop Müzesi" hâline getirildi, binlerce ziyâretçi, Sinop Hapishanesi'ni gezdi.
Sinop'ta, "Sinop Müzesi"ne uğradım, Müze'yi gezdim, Müze'yi bana Sinop Hapishanesi'nin eski bir gardiyanı, şimdilerde belgeselci bir yurttaşımız ile bir öğretmenimiz gezdirdi.
bir akşam da, Sinop Kalesi'nde oturduk, Sinop'tan Karadeniz'i izledik.
fırtınalı Sinop'ta uğradığımız bir yer de, Osmanlı Donanması ile Rusya Donanması'nın savaştığı bir körfez'di.
Sinop'ta yürürken, Sinop Halkı'nın demokrat, iyi, kıymetbilir karakterini de fark ediyordum. Şâir Ahmet Muhip Dranas Müzesi de, Sinop kıyılarında yerini almıştı. kıymetli dost Münire Dranas, Sinop'tan bahsetmekten hiç usanmazken, ben, Ahmet Muhip Dranas'ın şiirlerini anımsamıştım, Müze'yi izlerken.
Sinop'lu biri de Profesör Necmettin Erbakan'dır. Sinop'ta doğmuş Necmettin Erbakan, belki bu nedenle, demokrasi'ye tutkun bir adamdır, Millî Selâmet Partisi yıllarında, darbe olmasın diye, Süleyman Demirel ile, Ecevit ile, hatta çok korkulan Alparslan Türkeş ile uzlaşmalar yapmıştı!
Sinop, yürümekten hiç usanmadığım bir yerdi. bir sabah kahvaltısını, kıyıdaki bir bahçe'de yapmıştık. Sinop'un köylerini, ilçelerini görmek isterdim, Gerze'yi, Erfelek'i, Boyabat'ı. Zonguldak'ın ilçeleri de, Sinop'a komşu idi, Samsun'un, Kastamonu'nun ilçeleri gibi.
Sinop'ta yürürken, Sinop'un bir tepesinde, eski bir NATO üssünün kalıntılarını izlemiştim. Sinop, NATO ile Sovyetler Birliği arasındaki üs merkezlerinden biriydi. Karadeniz'deki Sovyet kıyılarını, öteki "sosyalist blok" kıyılarını izleyen bir üs de, Sinop'ta idi.
Sinop'ta yürürken, coğrafya'nın Sinop'ta aldığı biçimleri izlemekten insan usanmıyor, ama, bir ürkü ya da bir korku olması da doğal. Sinop'un çekiciliği biraz da bu coğrafî koşuldan kaynaklanıyor. sürekli bir keşif, Sinop'un, insan'a getirdiği bir "ruhsal yetenek".
SİNAN ÖNER

No comments:

Post a Comment