Mersin'de Yürürken
Mersin'de yürümek, çok eski bir alışkanlığımdır! 1979'larda, Mersin'de yürümeyi çok sevmiştim. palmiye, hurma ağaçlarının arasında, Akdeniz'den esen sempâtik rüzgârların da getirdiği bir ferahlıkta, Mersin'i hissetmek, çok iyi bir gerçek idi. Mersin, seçkin, içten, kibâr insanların yaşadığı bir şehirdi. Atatürkçülük, Mersin'in tek seçimi idi, ama, Atatürkçülüğü çok iyi anlamış bir halk idi, Mersin Halkı. Türkiye'nin ilk kadın belediye başkanı da, 1950'lerde, Mersin'de seçilmiş, Atatürk'ün "kadınların seçme ve seçilme hakları"nı Türk Halkı'na kazandıran devrimlerinin, Mersin'de iyi uygulandığının bir kanıtı olmuş idi.
Mersin'de yürürken, geçmiş'i düşünmek doğal!
Mersin'in kıyılarında, anıtlar, heykeller, bahçeler, parklar yapılmış. yıllarca, bu kıyılarda yürümüştüm. bazı şiirlerimi, roman notlarımı, denemelerimi, Mersin kıyılarında tasarlamıştım veyâ hissetmiştim. Mersin'deki çevrem de, yürüyüşlerimde bana katılmıştır.
Mersin'in Toros Dağları'na doğru giden caddelerinde, sokaklarında yürümek de, iyi bir deneyimdi. ben, Toros Dağları'nın hatırına, Mersin'de, yıllarca yaşamıştım! Toros Dağları'nı seyreden caddelerde yürürken, Mersin'in geleceğini de sorardım. bahçeler, parklar, uzaklardaki köyler -bazılarını ziyâret de ederdim!-, Mersin'in gelecekte de yaşayacağını kanıtlar gibiydiler.
ama, Mersin, bir "kuşkulanma merkezi"dir de!
antik dönemin "kuşkucu filozofları"nın Mersin'de yetişmiş olmaları doğaldır. çünkü Mersin, çevresi ile, sürekli farklılaşma talep eden bir şehirdir. Toros Dağları'nın sağlam görünen hâllerinde, değiştirme kuvvetleri de saklıdır. "yörükler", Tarihçi Faruk Sümer'in de yazdığı gibi, tarih'in, coğrafya'nın, sosyal koşulların sürekli değiştiği, değişeceği tezini kanıtlarlar.
Mersin'in kıyıları, Taşucu'na, Anamur'a, Gazipaşa'ya kadar gider, öte yönde ise, Adana'nın kıyılarına gider.
Mersin, bir liman şehridir, liman'ında çok oturmuştum, liman'ı çok da seyrettim! Kıbrıs'a giden gemiler, Mersin'den geçerler. ama, Mısır'a, İsrail'e, Suriye'ye giden gemileri, Mersin Limanı'nda bir süre dinlenen gemicileri de anımsamalıdır.
Mersin'in göç almış bir şehir olduğunu herkes bilir!
Araplar, Kürtler, Türkmen Yörükler, Mersin'e göçmüş binlerce insan.
ben, atalarımın bazılarının Hazretî Muhammed'in soyu'ndan geldiğini, bazılarının Kuzey Irak'ın, İran'ın Kürt Beyleri'nin soyu'ndan geldiğini, bazılarının Oğuz Kağan'ın Kayı Boylarının soyu'ndan geldiğini, bazılarının da, Balkanlar'da, Atatürk'ün aile çevresinin soyu'ndan geldiğini bilirim.
Mersin'de yürürken, Hazretî Muhammed'e, Kürt Beyleri'ne, Oğuz Kağan'a, Atatürk'e akraba olduğumu da hissederdim!
tarihçilikte karar almamın bir nedeni, kuşkusuz, "aile tarihi"mdir.
Mersin, "aile tarihi"min bir bölümünde yer almış bir şehirdir.
Mersin'in geçmişte, bir sanayî merkezi olması da, ilginç bir olgu.
Mersin, bir işçi şehri idi. seçkin sanayîcileri vardı, Mersin'in. tarımsal alandaki reformların da sonucu ile, Mersin'de, sanayîleşme, hızla gerçekleşmiş idi.
Mersin'de, "soy"umu olduğu gibi, "modern sanayî devrimleri"ni de hissetmiştim.
Mersin'in seçkin işçi liderlerinden biri de, Babam Askerî Öner'di. hatta, Askerî Öner, 1980'lerde, Türkiye Komünist Partisi Davası'nda yargılanmış, sendika faâliyetleri nedeniyle soruşturulmuş bir adamdı. aynı zamanda, Tarsus Belediyesi'nde Müdürlük yapmış bir adamdı, Askerî Öner. işçi liderliği, bir şaka değildi ki, Mersin çevresindeki bir sürü işçi mitinglerinde, grevlerde, işçi siyaseti'nin yapıldığı merkezlerde, Babam Askerî Öner'in kişiliği hissedilmekteydi. elbette, yalnız değildi, Askerî Öner! Kaya Mutlu, İsmet Demir, Derviş Sabır, Derviş Sefa Özşenoğlu, Mustafa İstemihan Talay, Ali Kaplan, Doktor Yüksel Burgutoğlu gibi, Mersin'de siyaset yapmış, işçi faâliyetleri yapmış kişileri de anımsamalıdır.
Mersin'de, yıllar sonra, yıllarca yine kalmıştım, 2000'lerde.
artık, Mersin, bir sanayî merkezi değildi. Mersin'deki işçi sayısı iyice azalmıştı. sanayîcilerimiz de, Mersin'den uzaklaşmışlardı.
sanayîleşme tarihi alanında bazı okumalar yapmıştım, üniversitede, hatta, bazı tezler de yazmıştım.
ama, Mersin Tarımı, hâlâ izlenmeye değerdir. tarım tarihi'mizin ilginç sahneleri, Mersin'de yaşanmıştır. Silifke, Erdemli, Anamur, Tarsus gibi ilçeleri, Mersin'in tarımsal üretim alanındaki merkezleridir. narenciye, pamuk, buğday, fasulye, çiçekçilik gibi tarım üretim alanları, Mersin'de, hâlâ yaygındır. ama, çok büyük narenciye bahçelerinin, Özal Yönetimi sırasında, Mersin'de yok edildiğini, bahçe arsalarının "yapılaşma"ya yönlendirildiğini izlerken, insan, elbette, ızdırap hisseder! Mersin'in kıyılarının bir bölümü, "yağma" edilmiş, yüksek binâlarca "işgâl" edilmiş, Mersin'in tarihsel, doğal yapısı zedelenmiş, siyaset de hasar görmüştür.
Mersin'de yürürken, şiir de yazmak mümkündür!
ızdıraplar, şiirlere dönüşürler.
ama, Mersin'in Toros Dağları'na açılan tepelerinin, ormanlarının daha gerçek olduklarını da kabûllenmek gerekir. belki, Mersin'in kıyıları, Toros Dağları kadar gerçek değildir.
SİNAN ÖNER
No comments:
Post a Comment