Wednesday, August 5, 2009

Van'da Yürürken (28)

Van'da Yürürken
Van'a gittiğimde, çok gençtim!
Van Gölü kıyılarında yürümüştüm.
Van'a, Diyarbakır, Bitlis, Tatvan, Adilcevaz, Ahlât gibi şehirleri geçip ulaşmıştım.
Van Gölü, derin sessizliği ile, çevresinin sessiz ormanları ile, çevre şehirlerdeki sade yaşayışı ile beni etkilemiş idi.
Van, 1987'lerde, garip bir yalnızlık içinde yaşamaktaydı.
memûr akrabalarımın misafiri idim, memûr lojmanlarında kaldım bir süre.
Van Gölü'nden başka bir şey düşünmek istemiyordum!
ama, Van Gölü, "ketûm" olduğu gibi, "hareketsiz" bir göl idi. belki, Ahlât, Adilcevaz gibi çevre şehirlerdeyken, iyi hissetmiştim kendimi. ama, herhâlde en çok, Edremit iyiydi! Tatvan, Van Gölü'nün çevresinde tarihsel bir şehirdi.
Van'daki şehir gezintilerim, kendiliğindendi, esnâfların sade yaşayışlarına tanık olmuştum. Van'ın tarihi ile ilgili bir şey hissetmedim ilk anda, hatta, meselâ, Van'ın eski bir Ermeni şehri olduğunun da farkında değildim sanki.
Van'ın Erciş İlçesi'ne de uğramıştım, doktor bir akrabam vardı. Erciş, tam anlamıyla bir Doğu Anadolu şehri idi. sonradan, Erciş çevresinde Kırgızlar'ın yaşadığını öğrendiğimde, biraz şaşırdım sanırım, çünkü, bu tarihsel gerçeği, Frunze'de, Manas Üniversitesi Rektörü Profesör Süleyman Kayıpov'un yazdıklarından okumuştum. Profesör Süleyman Kayıpov da, bir edebiyat tarihçisi olarak, Van'da, Erciş'de kalmış, Kırgız köylerinde incelemeler yapmış, makaleler yazmıştı.
Van'ı, sanırım bir defâ daha gezmeliyim.
SİNAN ÖNER

Siirt'te Yürürken (27)

Siirt'te Yürürken
Siirt'te de yürümüştüm!
1987'lerde, gençken, Siirt sokaklarında, caddelerinde yürümüştüm. Siirt'e, Siirt'in Kozluk ilçesinde doktorluk yapan akrabalarımın dâveti ile gitmiştim, Kozluk'a giderken, ilk defâ Güneydoğu Anadolu'ya gittiğimin farkındaydım, harita'yı incelemiştim gitmeden.
Gaziantep'i, Urfa'yı, Diyarbakır'ı geçtikten sonra, Batman'ı, Malabadî'yi geçtikten sonra, Kozluk'a varmıştım. Batman'dan geçmiyordum ama, Batman'ın bazı ilçelerine komşuydum geçerken.
Kozluk'ta haftalarca misafir kalmıştım. çevreyi incelemiştim, şiirler, notlar yazmıştım, köylerde aşı kampanyalarına katılmıştım.
Batman'ı, Hasankeyf'i, Baykan'ı ziyâret etmiştik. sonra da, Siirt'i ziyâret etmiştik, Veysel Karanî'yi ziyâret ettiğimiz gibi. Siirt, şiirsel bir şehirdi. Siirt pazarlarında battaniyeleri incelemiştim, Siirt fıstığını, Siirt'in ürünlerini görmüştüm. Siirt'in "büryan"nı da iyiydi, bir tür "kuyu tandırı".
Siirt caddelerinde yürürken, 1987'deki Kasım seçimlerinin hazırlıkları sürmekteydi. aynı sırada, 16 Kasım 1987'de, TBKP Liderleri Doktor Nihat Sargın ile Haydar Kutlu (Nabi Yağcı) Türkiye'ye gelmişlerdi. Siirt'te, öteki illerde, "olağanüstü hal" vardı, sanırım, Hayri Kozakçıoğlu, Bölge Valisi idi.
ama, Siirt'de demokrasi vardı!
Profesör Erdal İnönü, Siirt'teki seçimleri kazanmaktaydı, belediye başkanlığı da, Profesör Erdal İnönü'nün taraftarlarınca yönetilmekteydi.
Siirt'in Kozluk ilçesi, bugün Batman'a bağlıdır.
Kozluk köylerini de gezmiştim, köylerdeki okulları, jandarma karakollarını, muhtarları ziyâret etmiştim.
Siirt'in çevresinde, Garzan Nehri gibi, doğal zenginlikler de vardır, Hasankeyf'i incelerken, şehrin insanları ile de sohbetler etmiştim. Batman'daki sokaklarda, caddelerde yürümüştüm.
Siirt'e, Kozluk'a varmadan önce geldiğim Diyarbakır'da, Suriçi'nde bir kahvehanede çay içmiştim, Doktor Mahmut Ortakaya'yı da ziyâret etmiştik, Diyarbakır'ın saygın yöneticilerinden biriydi, Mahmut Ortakaya.
Ziya Gökalp Müzesi'ni, Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi'ni de ziyâret etmiştim, Diyarbakır'da, 1987'lerde.
1987'lerden beri Siirt'te yürümedim!
SİNAN ÖNER

Tekirdağ'da Yürürken (26)

Tekirdağ'da Yürürken
Tekirdağ'da yürümeyi, 1989'lardan beri alışkanlık edinmiştim! Tekirdağ'daki çevremin de, Tekirdağ kıyılarında yürüme alışkanlığı olduğu için, bir sorun yaşamamıştım.
Tekirdağ Rakı Fabrikası'nın olduğu cadde, Tekirdağ'ın ötesindeki süpermarketlere kadar gider. bu cadde, sürekli yürüdüğüm, çevresinde dinlendiğim bir cadde, Tekirdağ ile Malkara'yı, Şarköy'ü birbirine bağlayan bir yol.
Tekirdağ'ın kıyıları, insan'a düşünme sürecinde, daha gerçekçi, ama, daha şiirsel olmayı öğretiyor. Tekirdağ, Voltaire'ın "Candide"inde, Candide'in uğradığı şehirlerden biridir, asırlar önce de, Tekirdağ'da yürümek, iyi bir alışkanlıkmış.
Macar Prensi Rakoczi de, bir ayaklanma sonrası, Tekirdağ'a sürgün edilmiş, Rakoczi Müzesi'ne de defâlarca uğramıştım. Prens Rakoczi, büyük bir insanmış, demokratlığı ile, insaniyet'e duyduğu saygı ile, halk sevgisi ile, Macaristan'ın millî bir kahramanı olmuş, yıllarca, Tekirdağ'da yaşamış Prens Rakoczi.
Tekirdağ Rakısı da içmiştim. geçmişteki "kalite"si var mı, bilmiyorum, yıllardır içmiyorum, ilk Tekirdağ Gezileri'mde, rakı içerdim, sonra bıraktım içmeyi.
Tekirdağ'ın yemekleri, hassas insanlarının ürettiği ürünleri, köylerinin şehre getirdikleri, yürüyüşlerimde bana refâkat ederdi.
29 Mart 2009 Seçimleri'nde, seçim sonrası ilk gün, Tekirdağ'da idim, CHP'nin Tekirdağ'da seçimleri kazanmasını, mütevâzi bir sofrada kutlamıştım. gece, Çanakkale, Eceabat'ta geçmiş, ertesi gün de, öğle yemeğini Tekirdağ'da yemiştim. daha sonra, Tekirdağ Marinası'nda, dinlendim, yıllarca Türk Kahvesi içtiğim kahvehanede.
Tekirdağ'da, Adliye, Hastahane, Kültür Merkezi, Belediye gibi kurumların olduğu caddeleri de gezmiştim, sokaklarda gezinmiş, Tekirdağ'ın eski semtlerinde yürümüştüm.
Trakya'nın tarihsel merkezi Tekirdağ'da daha uzun süre de yaşamak, belki iyi olur idi. ama, yılda üç dört kez gezmekle yetiniyorum, Tekirdağ'ı. geçerken de, Çorlu'ya, Marmara Ereğli'ye, Kumbağ'a, Silivri'ye, Muratlı'ya rastlıyorum. köyleri izliyorum, kıyıları seyrediyorum.
Tekirdağ'lı yurttaşlarımı, Macar Prensi Rakoczi gibi, biraz da sürgünlermiş gibi anlıyorum.
SİNAN ÖNER

Tuesday, August 4, 2009

Manisa'da Yürürken (25)

Manisa'da Yürürken
Manisa'ya onlarca defâ uğradım, ama, çoğunda, şehrin merkezinde yürümeden, Manisa'nın çevresinden geçtim.
Manisa'da yürürken, Sipil Dağı ile çevrelenmiş, büyük bir ova şehrinde olduğumu fark ediyordum. Manisa'da, Celâl Bayar Üniversitesi'ne uğramak için, önce şehir merkezinde yürümüştüm.
Manisa ile İzmir arasındaki yol'da, Manisa girişinde bir yerde inmiştim araçtan. bir süre çevreyi izledim. fabrikalar, okullar, sanayî siteleri, süpermarketler, binâlar, parklar.
Manisa merkezinde, ağaçların arasından yürürken, sanki hep Manisa'da yaşamışım gibi geldi!
hastahanelerin, evlerin arasından geçtim, camîilerin çevresinde oturup dinlendim.
Manisa'nın Tarihi, kuşkusuz, büyük bir tarih. Ege Uygarlıkları'nın, Beylikler Tarihi'nin, Osmanlı Tarihi'nin, Cumhuriyet Tarihi'nin merkezlerinden biridir, Manisa.
Manisa, "çiftçi sınıfı"nın, 1920'lerdeki deyimle, merkezlerinden biridir.
Manisa, İzmir'i saklar, İzmir, ötede bir yerde, bir körfez'de saklanmış bir heyûla gibidir, Sipil Dağı'nın ötesi yok gibidir, Manisa'da.
Manisa'da, hiç kimse yok gibiydi, ben yürürken. ama, sonra, birileri geldiler, çevrelerinden geçtim, Celâl Bayar Üniversitesi'ne ulaştım. farklı kampüsleri vardır, Celâl Bayar Üniversitesi'nin. birinde, ahbâplarım vardı, Profesörler.
öğle yemeğimi, öğrencilerin yemek yediği yemekhanede yemiştim, sonra kampüs bahçesinde bir süre dinlenmiştim.
Manisa Tarihi açısından, Celâl Bayar Üniversitesi, yeni bir olgu, yeni bir kurum, ama, Manisa'yı çok değiştirdiği izleniyor.
Manisa'da yürürken, yalnızlığımı da hissetmiştim.
SİNAN ÖNER

Monday, August 3, 2009

Edirne'de Yürürken (24)

Edirne'de Yürürken
Edirne'de askerliğimi yapmıştım!
Edirne'de çok yürümüştüm, askerliğim sırasında. ama, şehrin tüm caddelerini, hâlâ görmedim.
Selimiye Câmii, Mimar Sinan'ın ustalık eserlerinden biridir, yürüyüşlerim, Selimiye Câmii'nden başlardı. yaz aylarında, sonra da bir kış mevsimi, Edirne'de yaşadım. Edirne'li yazar Çetin Altan'ın Edirne sokaklarını betimlerkenki heyecânlarını, Edirne yürüyüşlerimde hissetmiştim.
Edirne'nin bazı sokakları çok eskidir, Edirne, Osmanlı Devleti'nin başkentlerinden biriydi, çoğu eser, Osmanlı eseridir.
Edirne Müzesi, Selimiye Câmii'nin çevresinde idi. bazı kalıntılar, taşlar, heykeller, hâlâ Müze'nin bahçesinde, ziyâretçilerini kabûl ediyor.
Edirne Halkı, demokrat bir halk, Atatürk'ün eserlerine sadakâtli bir halk, seçmenlerin çoğu CHP'lidir.
Edirne'de, sanayî vardır, tarih vardır, tarım vardır, askerî teşkilât vardır, gümrük vardır.
Edirne, Kolordu Komutanlığı Merkezi'nin yeraldığı şehirdir. tüm Trakya askerî birliklerini yöneten merkez, Edirne'deki Kolordu Komutanlığı'dır.
Edirne, Kapıkule Gümrüğü'nün olduğu merkezdir, Avrupa şehirlerine, demiryolları, karayolları, Edirne'den geçmektedir. Bulgaristan sınırı, Edirne'nin çevresindedir.
Edirne'de, askerî kışlada, aylarca kalmıştım!
Irak Krizi sırasında, askerlik ödevlerimi yapmış, Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin Irak Savaşı'nda doğru bir politika izlemesine katkılar yapmıştım.
Edirne, geçmişte de, savaşlar sırasında, politika merkezlerinden biriydi. Osmanlı'nın son yıllarında, Edirne, İttihât ve Terâkkî Fırkası'nın "askerî politika" yaptığı bir merkezdi. bir sürü büyük komutan, Edirne'de mutlaka çalışmışlardır, Atatürk, Cumhuriyet yıllarında, Edirne'yi askerî merkez olarak korumuştur.
Edirne'de, ben yürürken, subaylar, öteki askerler de yürümüşlerdi, yurttaşların arasında, esnâflara müdâvimlik yaparlardı. "Edirne'den Irak'a gönderileceğiz, çöllerde öleceğiz" diye de, Edirne'de, çok konuları düşünmüş, çok okumuş, çok yazmıştım!
SİNAN ÖNER

Çanakkale'de Yürürken (23)

Çanakkale'de Yürürken
Çanakkale'ye, çeşitli defâlar uğramıştım.
bu defâ, 29 Mart Seçimleri öncesi uğradım, seçim gecesi'ni, Çanakkale'nin Eceabat şehrinde geçirdim. Çanakkale'yi tam istediğim gibi gezmedim elbette, ama, seçimlerin akşamı, Çanakkale'deki CHP Kutlamaları'nı izledim. sonra, feribot ile Eceabat'a geçtim.
Çanakkale'de yürürken, "gençliğim"de, Çanakkale'ye gelmediğime hayıflanmıştım.
Çanakkale'deki "şehitlikler"i, Tarihçi olduğum hâlde, ancak, son gezimde, biraz da öteden izledim, ama, tümüyle ziyâret etmiş de değilim, Çanakkale'ye bir türlü mesâi ayırmak mümkün olmadı.
Assos'u, Aristoteles'in yetiştiği yerleri de incelemeyemedim.
ama, Çanakkale Bodur'un sahiplerinden İbrahim Bodur ile, bir mesâi yapmıştık, 1999'da, İstanbul Sanayi Odası'nda bir tarih sergisi hazırlarken.
Çanakkale, kuşkusuz, bir sanayî, bir tarım, bir tarih merkezidir.
CHP'nin Çanakkale'de kazandığını görünce de, çok sevindim.
Eceabat, Gelibolu çevresini de gezdim, kıyılarda yürüyüp, geleceğe merâklandım.
dünya'nın Çanakkale'ye ilgi göstermesinin çok doğal olduğunu, Çanakkale'de yine anladım.
Atatürk de, gençliğinde, Çanakkale Savaşları'nda, komutanlık yapmış, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasının temellerini, Çanakkale'de atmıştı.
Çanakkale'ye, bir daha gidip, bir süre kalmak, Tarihçiliğimin de bir koşulu.
SİNAN ÖNER

Kayseri'de Yürürken (22)

Kayseri'de Yürürken
Kayseri'de, çocukluğumun bir yılını yaşadım, 1975'lerde, Ecevit Hükümeti sırasında. Kayseri'nin Mimar Sinan Mahallesi'nde kalmıştık, ailemin memûriyeti nedeni ile.
Kayseri, Kapadokya'nın merkezidir.
Kayseri'ye, 29 Mart 2009 seçimleri öncesi, yine uğradım.
Talas'a yürüyüp, Talas'tan Kayseri'yi izledim.
sonra, Kayseri merkezinde, yıllardır özlediğim Kayseri Pastırması yedim, sonra da, Ağırnas'a, Gesi'ye uğradım, Senatör Niyazi Ağırnaslı'nın, Mimar Sinan'ın doğduğu yerleri gezdim.
Kayseri'nin Erciyes Dağı'nı da seyrettim.
Kayseri'de, bu defâ, çok yürümüştüm, Otogar'dan Adalet Sarayı'na kadar, kilometreler sürmüş bir yürüyüş.
Kayseri merkezinde yürümek, öteki şehirlerde yürümekten farklıdır.
Kayseri'nin Talas'tan seyredildiğindeki manzarası, zaten, Kayseri'nin Türkiye'nin en ilginç şehirlerinden biri olduğunu kanıtlar. Kayseri, bir sürü şehirden daha iyi şehirleşmiş, daha temiz, daha disiplinli bir şehirdir. sanayî şehridir, Kayseri, eğitim şehridir, ibâdet şehridir.
Kayseri, Selçuklu Devleti'nin başkentliğini yapmıştı, asırlar önce.
Roma Devleti'nin Anadolu'daki başkenti de, Kayseri idi.
bazı tarihsel eserler, Kayseri'de, hâlâ korunuyor, ziyâret ediliyor.
Kayseri'de yürürken, Tarihçiliğimi daha iyi yaşıyorum, ama, Kayseri'de, şiir de vardır, resim de, heykel de, Mimâri'nin ustalıkları da, Kayseri'de vardır.
Kayseri, Mimar Sinan'ın şehridir.
SİNAN ÖNER