Wednesday, July 22, 2009

Muğla'da Yürürken (12)

Muğla'da Yürürken
Muğla, Güneybatı Anadolu'da eski bir kent! Muğla, çevresi ile, Anadolu'nun antik dönemlerden beri merkezlerinden biridir. Muğla, Ege'ye, Akdeniz'e, Batı Toroslar'a açılan bir şehirdir.
Muğla'daki yürüyüşlerim, şehrin mütevâzi yapısına da uyumlu idi.
Muğla'nın temiz caddelerinde yürürken, tarih'e de mesâfeli idim, bugün'e de.
Muğla'da, 1987'lerde yürümüştüm ilk kez. Gökova Körfezi'ni incelemek amacı ile, bir süre Gökova'da kalmıştım. "Yarın Edebiyat Gençlik Dergisi"nin de yardımları ile, Muğla'da, Gökova'da kalmıştım. Gökova Körfezi, bir tartışma konusu idi!
Muğla'ya, daha sonra da uğradım. Marmara Depremi sonrası, Muğla'da aylarca kaldım. makaleler, denemeler, şiirler yazdım, Muğla'da.
Muğla Pazarı'nı, Muğla Parkları'nı, Muğla'nın çevresini, bu sürede gezdim.
Muğla'nın ilçelerine de geziler yaptım. Marmaris'e, Köyceğiz'e, Fethiye'ye, Yatağan'a, Milas'a geziler yaptım. Muğla kasabalarında kaldım. Muğla'nın ilçelerinin bazıları kıyı ilçeleri idi. kıyılarda yürümüştüm!
Muğla, sosyal demokrat, Atatürkçü bir şehirdir, ilçelerinin de çoğunu Cumhuriyet Halk Partisi yönetir. Deniz Baykal da, Antalyalı olduğu için, Muğla'ya çok bağlı bir sosyal demokrat liderdir.
Muğla, komşu illerle iyi ilişkilere sahip bir şehir. Aydın, Antalya, İzmir, Denizli, Isparta gibi şehirlerle Muğla'nın iyi ilişkileri vardır.
Muğla'da kaldığım dönemlerde, antik tarih'i de düşünmüştüm. Muğla, Miletos'un merkeziydi, İonia'ya komşu idi, Lydia'ya komşu idi. Miletos, Thales'i yetiştirmiş bir şehir devlet! bugünkü Milas, Miletos'un merkeziydi. Thales, ilk büyük filozof idi. Muğla çevresinde yaşamış, Thales.
Muğla'nın, doğal yapısı da çok ilginç. toprakları verimlidir, Muğla'nın, bahçeleri, tarlaları verimlidir.
kıyılarda balıkçılık yapılır, Muğla'da.
Muğla'nın geleceğini de, Muğla'da yürürken düşünmüştüm, sanırım, binlerce yıllık tarih, Muğla'nın geleceğini de koşullandırır.
SİNAN ÖNER

Monday, July 20, 2009

Eskişehir'de Yürürken (11)

Eskişehir'de Yürürken
Eskişehir'deki yürüyüşlerim de, bana çok yararlı olmuştur.
Porsuk Nehri'nin kıyısındaki yürüyüşlerim, geceyarısı bir konser dönüşü, üniversite kampüslerinden şehir merkezine yaptığım yürüyüş, Eskişehir'in merkezinde yaptığım yürüyüşler.
Eskişehir, sosyal demokrat, Atatürkçü bir şehir, bir üniversite şehri. geçmişte, bir sanayî şehri idi, Eskişehir.
şimdi, iyice sosyalleşmiş, bir zenginlik merkezi.
Anadolu Tarihi açısından da, Eskişehir'in ilginç özellikleri vardır.
Osmanlılar'ın, Bilecik, Kütahya, Eskişehir çevresinde devletlerini kurdukları anımsanır. Bizans ile Selçuklular, sonra da Osmanlılar arasındaki ilişkilerde, Eskişehir'in bir yeri vardır.
Eskişehir, geçmişte, "sosyal eleştiri" faâliyetleri açısından da ilginç bir merkezdi, sonra, şehirde kurulan üniversiteler ile, "sosyal eleştiri", daha bilimsel, daha akademik biçimlere kavuşmuştur.
sanayîleşme açısından, Eskişehir, "model" bir şehir idi. Zeytinoğlu Holding'in çabaları, Eskişehir'de, bir "işçi sınıfı"nın yetişmesinde rol oynamıştır.
Eskişehir'de yürürken, Eskişehirspor Kulübü'nün futboldaki başarılarını da anımsamıştım! 1970'lerde, Eskişehirspor Kulübü, dünya'ca bilinen bir futbol kulübü olmuştur.
Eskişehir, bir spor merkeziydi, spor merkezidir.
Eskişehir, aynı zamanda, "sinema eğitimi"nin merkezlerinden biriydi, geçmişte. Seçil Büker, Atillâ Dorsay, Mutlu Parkan, Nijat Özon gibi sinema uzmanları, Eskişehir'deki "Sinema TV Okulu"nda dersler vermişlerdi.
Eskişehir'de yürürken, bir yalnızlık da hissetmiştim!
"modernliğin yalnızlığı" mı, yoksa, gittikçe kişiliği tehdit edilen bir şehirdeki "zorunlu bir yalnızlık" mı, düşünmüştüm!
Eskişehir, elbette, gelecek açısından, hâlâ, kıymetli bir şehir.
SİNAN ÖNER

Saturday, July 18, 2009

Adapazarı'nda Yürürken (10)

Adapazarı'nda Yürürken
İzmit'den Adapazarı'na giden yol, Marmara Depremi'nde yıkılmış, sonra da onarılmıştı. bu yoldan, herhâlde, binlerce defâ geçmiştim! ama, önce bu yol, geçtiğim yol, "E 5" diye bilinmekteydi, sonra yenilendi, birazı da taşındı yolun.
Adapazarı'nın merkezinde, büyük yıkıntılar olmuştur, Marmara Depremi'nde. çok katlı bir sürü binâ yıkılmıştı. binlerce yurttaşımız, Adapazarı'ndaki depremde ölmüşlerdir. Adapazarı'na girerken, son yıllarda, depremi hissediyorum.
Adapazarı'nın çevresinde yürümek, ilginç bir deneyim. çevrede, Adapazarı ormanları, dağlar, temiz mahalleler.
Adapazarı'nın merkezine doğru, Adapazarı'nın ne kadar mütevâzi bir şehir olduğunu anlıyor insan.
Sait Faik, Kerim Korcan gibi romancılarımız, Adapazarı'nda doğmuşlardı. ben de, öteden beri, Adapazarı'nı merâk ederdim, özellikle de köylerini, çevredeki gölleri, meselâ Sapanca Gölü'nün çevresini. İznik Gölü de, çok uzak değildir, Adapazarı'na! İznik'te, evlerine bir gezi yaptığımız Tiyatro Dekorcusu Metin Deniz'in İznik'e duyduğu sevgiyi de hissetmiştik, Metin Deniz, İznik çevresinde bazı yapıların mimârlığını yapmıştı. İznik Müzesi'ni de görmüştük, Metin Deniz'in rehberliğinde.
Adapazarı merkezinde yürürken, İstasyon'a doğru, esnafın sessiz, kendiliğinden gelen bir akılgücü ile, depremzede kentin geleceğini düşündüklerini de hissediyorum. çocuklar, gençler, Adapazarı'nı koruyor, köylerin çalışkan üreticileri de, Adapazarı merkezine destek olmakta.
Adapazarı'nın bir üniversitesi de var!
Sakarya Üniversitesi'ne yaptığım ziyâretlerde kendimi iyi hissetmiştim. Japon misafirlerimize Sakarya Üniversitesi'nde öğle yemeği vermişlerdi. Sakarya Üniversitesi'nin bahçesi, çok iyi bir bahçedir. öğrencilerin, şehir merkezindeki yıkıntı kederinden biraz daha uzakta yaşadıkları bir bahçe.
Adapazarı'nın Bolu'ya doğru akıp giden yolu, yürümek için iyi bir yol! Bolu Dağı'nı tırmanmak da iyi. Bolu Dağı'nın, hâlâ tam keşfedilmediğini kabûl edelim. iyi ki de, tam keşfedilmedi, Bolu Dağı!
SİNAN ÖNER

Friday, July 17, 2009

İzmit'te Yürürken (10)

İzmit'te Yürürken
Marmara Depremi'nin bir merkezi de, İzmit idi, 1999'da.
İzmit'e çok önceden de giderdim. Yalova ile İzmit arasındaki yolda çok yürümüştüm. yol, çok kullanılan bir yol, hâlâ, çok araç gider gelir, Yalova ile İzmit arasında. bu yolda, sanayî tesisleri, feribot iskelesi, tepelerdeki köyler yer alır.
İzmit, bir liman şehridir, bir körfez'de kurulmuş bir şehirdir. büyükçe bir rafinerisi vardır, İzmit'in. fabrikalar, şehre kadar yayılmıştır.
şehir merkezinde çok yürümüştüm!
İzmit'e, Japon ressâmları, heykeltraşları dâvet etmiştim, deprem sonrasında. onlarca Japon ressâm, heykeltraş, eserleri ile, İzmit depremzedelerine destek oldular. şimdi eserleri, Kocaeli Üniversitesi'nde korunmakta.
Yalova'dan İzmit'e giderken, Altınova, Karamürsel, Değirmendere, Gölcük gibi şehirler vardır. yazık ki, depremde, buradaki binâların çoğu yıkılmıştı. bu şehirler, yeniden kuruluyor yıllardır.
İzmit'te, kıyıda yürürken, körfez manzarası ile, sanayileşme tarihimizi düşünürüm. İzmit, bir dönem, işçi sınıfımızın merkezlerinden biriydi, sendikacılık hareketlerimizin merkeziydi. Kocaeli Sendikalar Birliği, çok eski bir sendikal birlik idi, 1940'larda çok faâl bir sendika hareketi vardır, İzmit'te. hatta, Demokrat Parti'nin hükümet olmasında, İzmit işçilerinin liderliği de vardır.
İzmit merkezinde yürürken, sokaklara girdiğimde, İzmit'in eski binâlarını, daha "şiirsel" sahnelerini fark ediyorum. İzmit, Şâirlerimizin sevdiği bir şehirdi, Nâzım Hikmet Ran, "Memleketimden İnsan Manzaraları"nda, İzmit'e çok yer verir! İzmit, Atatürk'ün çok kıymetlendirdiği bir şehirdi, Kurtuluş Savaşı'mızın kazanılmasında, İzmit köylülerinin de kahramanlıkları saklıydı.
İzmit'te, mitinglere, yürüyüşlere katılmıştım.
İzmit Halkı, toplu davranmayı seçen bir halk. iyice sosyalleşmiş bir halk, İzmit Halkı. depremde bir sürü iyi yurttaşımız, İzmit'te vefât ederken, İzmit Tarihi, gene de tümüyle yok olmamıştır.
SİNAN ÖNER

Thursday, July 16, 2009

Yalova'da Yürürken (9)

Yalova'da Yürürken
Yalova, eski bir kent, Marmara Denizi'nin güneyinde, tarihsel, doğal özellikleri ile, hâlâ ilginç bir kent, bir depremzede kent, bir "ormankent".
Yalova'da çok şiir yazmıştım!
Atatürk'ün, tatillerinde mutlaka geldiği Yalova'nın çevresinde çok kaldım. Yalova Köyleri, dünya'da örnek köylerdir. Yalova'dan Termal Kaplıcaları'na giden yol'da çok yürümüştüm. bu yol, 18 kilometre kadar süren, Gökçedere Barajı'ndan geçen, çok iyi bir yürüyüş alanıdır.
Termal'deki Atatürk Köşkü Müzesi'ni de gezmiştim, 1930'larda yapılmış çok modern bir binâ. Atatürk'ün nasıl bir insan olduğunu da, Atatürk Köşkü'nde anlamak mümkündür.
Yalova'da yürümek, bir alışkanlık. yaz aylarında, akşam saatlerinde, Yalova'da, herkes yürür!
Yalova'nın şiir yazmayı teşvik ettiğini, herhâlde, iyi Şâirler kabûl ederler. geçmişte, Yalova'da Şiir Akşamları da yapılmıştı. Salim Rıza Kırkpınar, Aziz Nesin, Vecihi Timuroğlu, Arif Damar, Melisa Gürpınar, Ataol Behramoğlu, Hüsen Portakal gibi yazarlar, Şâirler, Yalova'daki Şiir Akşamları'na katılmışlardı.
1999 Depremi sonrası da, dünya'daki bir sürü ülkeden Şâirler, Yalova'ya geldiler, Şiir Akşamları yaptılar.
Yalova, iyi ağaçlandırılmış bir şehirdir. çevresinde, Hayrettin Karaca'nın "Ağaç Müzesi", Atatürk Bahçe Kültürlerini Araştırma Enstitüsü, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün ağaçlandırılmış alanları yer alır.
Yalova, yürümek isteyen bir insan'ın yaşaması gereken bir yer!
SİNAN ÖNER

Wednesday, July 15, 2009

İzmir'de Yürürken (8)

İzmir'de Yürürken (4)
İzmir, sosyal demokrat bir halkın yaşadığı, Atatürk'ün eserlerinin yer aldığı, Türkiye'nin Batı'ya açılan bir merkezidir. Yunan adalarının çevrelediği İzmir'de, Yunanlılar'ın modern yönlerinin yansıdığını da fark ederiz. İzmir'de yürürken, Yunanistan'dan bir "tehdit" değil, bir "destek" geldiğini hissederdim. günümüzün Yunan Halkı, elbette, İzmir'e hâlâ sempâti besler. Yunan adalarındaki Yunan köylüler, balıkçılar, esnâf, İzmir Halkı ile bir sorun yaşamak istemediğini belli eder, İzmir'in sosyal demokrat, Atatürkçü bir yönetim ile yaşamasını tercih eder.
İzmir çevresi de, Yunan Halkı'nca çoğu kez desteklenmiştir.
ama, Yunanistan, çok hassas bir ülkedir, nüfûs'u sınırlı olduğu için titiz davranır, İzmir'i kırmadan ama, İzmir'in Yunanistan'a zarar vermesini de engelleyip, Batı geleneklerini de uygulayıp yaşamayı seçer.
Yunan devlet adamlarının çoğunu bilirdim, bilirim de! İzmir'i desteklemek amacı ile, İzmir'e gelmekten hoşlanan bir sürü Yunan devlet adamı vardır. geçmişte, Kostas Simitis, Andreas Papandreu, Konstantin Karamanlis gibi devlet adamları, İzmir'i düşünmeyi alışkanlık yapmışlardı. Yunan yazarlar, Şâirler de, İzmir'e tutkulu idiler. Yannis Ritsos, Yorgo Seferis, Andronis Samarakis, daha geçmişte, Nikos Kazancakis, İzmir'i, Yunan Tarihi'nin bir merkezi olarak algılamış yazarlardı, Şâirlerdi.
İzmir'de yürürken, Atina'yı, Mora'yı, Pire'yi, Selânik'i de düşünmek, İzmir'in geleceğinde bir Yunan izinin de olacağını hissetmek, bir Tarihçi açısından bir zorunluluk idi.
SİNAN ÖNER

İzmir'de Yürürken (7)

İzmir'de Yürürken (3)
İzmir, "zeybekler"i ile de anılmaktaydı!
"zeybekler", İzmir'in tarihsel karakterlerinden biridir. ben, Aydın, İzmir, Manisa, Balıkesir yörelerinin türkülerini, sanatlarını, tarihlerini öğrenmeye merâklı bir Tarihçi'ydim.
bir süre, Ruhi Su'nun "Zeybekler"de topladığı türküleri dinlemiştim!
Ruhi Su, "Zeybekler"i çok incelemiş, "Zeybekler"in tarihsel özelliklerini, "zeybek türküleri"ni söylerken dinleyicilerine de anlatmıştı.
"Yörük Ali Efe", "Çakırcalı", "Demirci Efe", Muğla, Aydın çevrelerinin "efeler"i, Ruhi Su "Zeybekler"inde yaşamaktaydılar.
İzmir'in kentleşmesi, belki bazı "Zeybek" özelliklerinin unutulmasına neden olmuştur.
ama, aslında, İzmir, 1980'lere kadar, kentleşme açısından örnek bir şehirdi. İzmir, Atatürk'ün, İsmet İnönü'nün, Celâl Bayar'ın, Bülent Ecevit'in çok kıymet verdiği bir şehirdir, İzmir'in iyi bir kent olması için, Cumhuriyet'in kurucuları çok çabalamışlardı!
İzmir'in sokaklarında, caddelerinde yürürken, İzmir'in tarihinin gittikçe az hissedildiğini, gittikçe unutulduğunu da fark ediyorum.
SİNAN ÖNER