Wednesday, July 15, 2009

İzmir'de Yürürken (6)

İzmir'de Yürürken (2)
Tarihçi George Thomson, "Tarihöncesi Ege" kitabında, Ege Bölgesi'nin antik dönemlerdeki tarihini yazar. bu kitabı, lise yıllarımda okumuştum. İzmir'e bir anlamda tutkulu bir Tarihçi idi, George Thomson. ama, yalnızca İzmir'e değil, tüm Ege kentlerini yazmıştı, George Thomson.
ben, yazık ki, Yunanistan'a hiç gitmedim. ama, Türk tarafındaki tüm Ege'yi adım adım gezdim! Muğla kıyılarından Çanakkale kıyılarına, Ege Kıyıları, artık bana ait bir yerdir. Didim, Dikili, Bergama, Ayvalık, Çanakkale gibi yerlerden geçtim, ya da bu yerleşme merkezlerinde kaldım.
İzmir'in Çeşme, Urla, Foça gibi ilçelerini de gezdim, bazılarında konakladım, kıyılarında çok yürüdüğümü yazmalıyım.
İzmir Tarihi, elbette, modern Türk Tarihi açısından da, antik uygarlıklar tarihi açısından da, merkezî bir tarihsel alandır.
Profesör Ekrem Akurgal, Ege Uygarlıkları'nı okumaktan, yazmaktan hoşlanırdı.
bir dönem, İzmir'in eski filozoflarını okumak, bir alışkanlığım idi! George Thomson'un "İlk Filozoflar" kitabında, İzmir'in eski filozoflarını, Thales'i, Herakletios'u, Aristoteles'i anlattığı bölümlerinin insanı nasıl sardığını anımsarım. İonia Yöresi, İzmir'in, Miletos yöresi ile birlikte, bir uygarlık merkezi idi. "şehir devletleri"nin geçerli olduğu bir dönemde, İonia, uygarlıkların merkezlerinden biriydi!
İzmir'de yürürken, tüm bu eski dönemleri de düşünmüşümdür.
SİNAN ÖNER

İzmir'de Yürürken (5)

İzmir'de Yürürken (1)
İzmir, yürümek isteyen biri açısından, çok iyi bir kent!
çok eskiden, Eski Yunanlılar yürürmüş İzmir'de. sonra, geçen yüzyılda, Atatürk, İzmir'den evlenince, İzmir'de çok yürürmüş. İzmir Halkı, İzmir'de yürümeyi günlük bir alışkanlık yapmıştır.
ben, İzmir'in çeşitli semtlerinde yaşadım, ilçelerinde kaldım, çevresini iyice gezdim.
geçen yıllarda, meselâ, Fahrettin Altay'dan Alsancak'a yürümüştüm. Kordon'a giden kıyı'da yürürken, insan, tarih'in farklı aşamalarını düşünüyor.
Hatay semtinde kaldığım yıllarda, İzmir'in farklı bir çevresini gezerdim, Hatay'daki Yeşilyurt Hastahanesi'nden kıyı'ya inerken, çeşitli sahnelerine tanık olurdum, İzmir'in.
İzmir'deki bir yürüyüş anısı da, 2004'te, İnciraltı'nda, bir konser'i izledikten sonra, geceyarısı, İnciraltı ile Konak arasındaki yürüyüşümdür, sabaha karşı, Konak'taki "Şükrân Oteli"ne gelmiştim, konser'in izlenimleri ile.
saatler süren yürüyüşler yapmak mümkün, İzmir'de.
bir kez de, Karşıyaka'dan Konak'a yürümüştüm.
Konak, elbette, İzmir'in merkezidir.
Konak Alanı'nda, insan, hiç bir yere gitmeyi düşünmeden saatlerce kalır!
SİNAN ÖNER

Tuesday, July 14, 2009

Ankara'da Yürürken (4)

Ankara'da Yürürken (4)
Ankara'da, yürümeyi seçtiğim bir yol da, Gaziosmanpaşa'dan Çankaya'yı tırmanan yol idi. burası, Ankara'yı tam tepe'den gören, sempatik bir yükselti gibidir, ağaçlandırılmış bir yol, çevrede, lojmanlar, seçkin dükkânlar, temiz caddeler vardır.
Çankaya'daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nün çevresinde, çoğu öğle sonralarım geçmiştir, Çankaya Konutu'nun konukları hep değişirdi, meselâ, Kenan Evren'in Cumhurbaşkanlığı sırasında, Kenan Paşa'nın yaşadığı Çankaya Konutu'nun çevresinden çok geçerdim! sonra, Turgut Özal, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer, geldiler, Çankaya Konutu'nda Cumhurbaşkanlığı yaptılar, ben de, Çankaya Konutu'nun çevresinde gezinen bir Tarihçi'ydim!
Çankaya çevresinde yürümek, Tarih'i daha iyi hissetmek açısından çok iyidir. geçmişteki Ankara, çok az nüfûs'a sahip, temiz, saygın, disiplinli bir şehirdi. Anayasal tüm devlet kurumlarının merkezleri, Ankara'da idi. çoğunun çevresinden geçerdim. Ankara'da yürümek, bir anlamda, Atatürk Cumhuriyeti'nin Tarihi'ne tanıklığın bir yolu idi.
Dikmen Çevresi de, Çankaya'nın ardından geçtiğim bir yerdir. Polis Müdürlüğü'nün olduğu Dikmen'de, geçmişte, Alevî halk çoğunlukta idi. Dikmen'den yokuş aşağı inmek, geçerken bazı sokaklarda dinlenmek, tüm Ankara'yı izlemek, neden burada olduğumu sormak, Tarihçiliğimi zenginleştirmeyi amaçladığım öğrenciliğimde bir alışkanlığımdı.
SİNAN ÖNER

Ankara'da Yürürken (3)

Ankara'da Yürürken (3)
Ankara'da, öğle yemeklerimi, genellikle, Kızılay'da yerim, ya bir "ekmek arası balık", ya "tavuk", ya da "ucuz dört çeşit yemek".
sonra, bir kafe'de kahve'mi içerim.
yürüyüş yönüm, biraz değişir, Kolej'e doğru yürürüm önce, sonra, Cebeci'ye doğru giderim, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin çevresinde dinlenirim, gençleri izlerim, SBF'nin Tarihi'ni düşünürüm, Hukuk Fakültesi'nin pencerelerini görürüm, sonra da, Cebeci çevresinde bir kafe'de nescafe ya da çay içerim.
Cebeci, Ankara'nın eski bir semtidir. burada çok kaldım! Cebeci Camiî'nin çevresinde, üniversite öğrenciliğim geçmiştir, ben Ankara'da okumadım ama, çevremdeki gençlerin çoğu, Ankara'daki üniversitelerde okumuşlardır.
Cebeci'den Abidinpaşa'ya geçtiğim de olur, sonra, başka bir yol'dan Samanpazarı'na, Sıhhiye'ye, Ulus'a, Gençlik Parkı'na geçerim.
Gençlik Parkı, Ankara'nın çok sempatik bir bahçesidir. çevresindeki kahvehanelerde, "semâver"de çay içtiğim çok olmuştur.
Gençlik Parkı'nın ardından, Ulus'tan Kızılay'a yürümek, zorunlu bir alışkanlık gibiydi.
SİNAN ÖNER

Ankara'da Yürürken (2)

Ankara'da Yürürken (2)
Ankara'da, bir yürüyüş güzergâhım da, Ankara Garı'ndan ya da Garajlar'dan Tandoğan Alanı'na geçmek, sonra, Anıtkabir'e uğrayıp, Mustafa Kemal Atatürk'ü, İsmet İnönü'yü, Atatürk Müzesi'ni ziyâret edip, saygı duruşundan bulunmak, daha sonra da, Beşevler'e doğru yürümek. Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi'nde, Demokratik Sol Parti'nin önünde Ecevitler'i düşünmek, sonra, Millî Kütüphane'ye doğru, Anıtkabir'in kıyısından yürümek.
bu güzergâh da, iyidir. yürürken, insan, pek çok konuyu daha iyi düşünür. çevre, temizdir, okullar vardır, ağaçların arasında, iyi bir insan olmak mümkündür.
bu yürüyüş alışkanlığım yıllardır sürüyor! Ankara Garı, Tandoğan, Anıtkabir, Beşevler, Millî Kütüphane, Genelkurmay Başkanlığı, Meclis.
SİNAN ÖNER

Ankara'da Yürürken (1)

Ankara'da Yürürken (1)
Ankara'da çok yürümüştüm!
Ankara Garı'nda ya da Garajlar'da indikten sonra, İbni Sina Hastahanesi'ne giden Köprü'ye doğru tırmanırdım, sonra da, Devlet Opera ve Balesi'nin, Ankara Radyosu'nun, Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nin yer aldığı ana cadde'den, Necatibey Caddesi'ne yürümekten hoşlanırdım. bir süre, Sıhhiye Köprüsü'nün altındaki kahvehanelerde dinlenirdim, berberlerde sakalımı kestirip, bir sabah simidi yedikten sonra, Kızılay'a doğru yürümek, Ankara Sabahları'mın vazgeçmediğim bir alışkanlığı idi.
Sıhhiye Orduevi'nin pencerelerini, bahçesini izlerdim. Kızılay'a, İnkılâp Sokak'tan girmeyi de, ana cadde'den girmeyi de seçerdim. Güven Park'ın orada, biraz dinlenir, sonra da, GİMA'nın yer aldığı yaya geçidi'nden Kızılay'dan Bakanlıklar'a tırmanan yola geçerdim.
Ankara Sabahları'mın ne kadar iyi olduğunu anlatamam!
Bakanlıklar'da yürümek, Meclis'i uzaktan izleyip, Büyükelçilikler'e doğru tırmanmak, Kuğulu Park'ta bir kahve daha içmek. Kavaklıdere'ye uğrayıp, Kocatepe Camii'nde dinlenmek, sonra da, kalacağım yere geçmek.
bu yürüyüş güzergâhı, sabah yürüyüşlerimin güzergâhıdır.
SİNAN ÖNER

Wednesday, July 1, 2009

Frunze'de Yürümek (3)

Frunze'de yürüdüğüm caddelerden biri de, üniversitelerin yer aldığı bir cadde idi!
Slav halklarının Türk halkları ile berâber yaşadığının kanıtlarından biri de, Frunze'nin üniversiteleridir. Rusça, tüm halkların birarada yaşamasını mümkün kılmış "iletişim aracı"dır. Rusça, "fonetiği", "semantik"i, "edebî işlenmişliği" gibi özellikleri ile, Frunze caddelerinde hissedilmektedir.
Frunze'yi anlatmam, elbette mümkün değil. çok az kaldım Frunze'de, yazık ki, amaçladığım kadar, Kırgızistan'da kalmam mümkün olmadı. ama, Frunze, hep davetkârdır, iyi düşünen, sempâtisini gizlemeyen, merâk eden yurttaşlara davetkâr bir "ormanşehir"dir.
Frunze sokaklarında, "korku"nun da yer aldığı bir gerçek. Frunze'de, "korkusuz" yaşamak, "ormanşehir"in tüm özelliklerini kavramak ile mümkün olur. ama, öyle olmuyor, genellikle, Frunze'nin birtakım çevrelerine, sokaklarına, binâlarına, insan "demir atıyor". öylece kalakalıyor! "korku", azaltılıyor.
Rus tarih, Frunze'nin tarihi'dir, unutulması ya da yok sayılması mümkün değildir. Rus tarih'in bir özelliği de, "korku yaratmak".
Frunze'de, ölmekten değil de, "başka biri olmak"tan korkanlar da az değildir. ama, Frunze'de yürürken, "başka biri olmayı denemek"te bir sürü yarar ya da bir sürü ihtimâl olduğunu da, insan keşfediyor.
"Frunze'de yürümek" bahsine sonra devâm ederim. şimdilik, Frunze'ye kadar yaptığım yolculuğun, aynı zamanda, çok uzak bir Asya kentinde "yürümek" anlamını da taşıdığını yazmalıyım.
SİNAN ÖNER